top of page

Türkiye İslam Tahkim Merkezi Kanun Taslağı çalışması

  • Writer: DOGAN | ilco & law
    DOGAN | ilco & law
  • Aug 17, 2025
  • 14 min read

Updated: Aug 18, 2025


Türkiye İslam Tahkim Merkezi Kanun Taslağı çalışması / Att. M. Taha Dogan 13.04.2025


ree


TÜRKİYE İSLAM TAHKİM MERKEZİ KANUNU TASLAĞI

(13.04.2025)


hazırlayan

Av. Muhammed Taha DOĞAN




BİRİNCİ BÖLÜM

Kuruluş, Amaç ve Hukuki Dayanak



Madde 1 – Kuruluş ve Statü

Türkiye İslam Tahkim Merkezi, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, bağımsız bir tahkim ve arabuluculuk kuruluşu olarak bu Kanun hükümleri çerçevesinde kurulmuştur. Merkez, İslam hukuku esaslarına uygun şekilde özel hukuk ve ticari uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümünü sağlamak üzere faaliyet gösterir.



Gerekçe:

Bu madde ile, Türkiye İslam Tahkim Merkezi'nin (TIAC) kuruluşu, statüsü ve faaliyet alanı tanımlanmaktadır. Merkezin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bağımsız bir kuruluş olarak yapılandırılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 47. maddesi ve devamında düzenlenen tüzel kişilik hakkı kapsamında mümkündür.


Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 407-444. maddelerinde özel hukuk uyuşmazlıklarında tahkim yolunun kullanılmasına açıkça izin verilmiş; taraf iradesinin üstünlüğü ilkesi gereği, kişiler arasında doğacak hukuki ihtilafların devlet yargısı dışında bağımsız tahkim mercilerince çözülmesi düzenlenmiştir.


4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu da, uluslararası unsur taşıyan uyuşmazlıklarda tahkimin esaslarını belirlemekte olup, bu düzenleme TIAC'ın milletlerarası boyutta faaliyet göstermesinin önünü açmaktadır.


Merkezin İslam hukuku esaslarına uygun olarak faaliyet gösterecek olması, tarafların kendi hukuk anlayışları doğrultusunda tahkim yöntemi seçme hakkının bir tezahürüdür. 6100 sayılı HMK'nın 412. ve

413. maddelerinde hakemlerin seçimi ve tahkim anlaşmasının içeriği tamamen tarafların serbest iradesine bırakılmıştır. Bu özgürlük alanı, İslam hukuku ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiş özel tahkim merkezlerinin kurulmasına hukuki zemin teşkil etmektedir.


Benzer yapılanmalar:


  • İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) — Türkiye merkezli kurulmuş özel hukuk tüzel kişiliğini haiz tahkim merkezi kuruluşu olup, Türkiye'de benzer yapılanma bakımından örnek idari yapısı


  • Dubai International Arbitration Centre (DIAC) — İslam hukuku temelli tahkim yapısı


  • Malaysia Shariah Arbitration Centre (MSAC) — Şer'i esaslı uyuşmazlık çözüm kurumları Bu kurumların faaliyet biçimleri ve hukuk sistemleri, Türkiye'de özel hukuk tahkiminde böyle bir modelin uygulanabilirliğine işaret etmektedir.


Bu maddeyle, merkezin bağımsızlığı, tüzel kişiliği ve İslam hukuku temelli yapısı hukuken güvence altına alınmaktadır.


Madde 2 – Hukuki Dayanak ve Meşruiyet

Merkez, bu Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu 1958 tarihli New York Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde faaliyet gösterir.



Gerekçe:

Bu madde ile TIAC'ın dayandığı hukuki altyapı ve meşruiyet kaynakları açıkça gösterilmektedir. Bu düzenleme, merkezin faaliyetlerinin ulusal ve uluslararası hukuk normlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koymak amacı taşır.


  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Madde 407-444): Tahkim sözleşmesi, hakem ataması, tahkim yargılamasının usulü ve hakem kararlarının tenfizi konularında temel düzenlemeyi yapmaktadır.


  • 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu: Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda uygulanacak usul ve kararların tanınması esaslarını düzenler. TIAC, hem yerli hem milletlerarası tahkim faaliyetleri sürdüreceğinden bu kanun kritik öneme sahiptir.


  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: Tahkimle birlikte alternatif uyuşmazlık çözüm yollarını düzenler ve arabuluculukta özel merkezlerin kurulmasına izin verir.


  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (Madde 5/A ve ilgili maddeler): Ticari uyuşmazlıklarda tahkimin uygulanabilirliğini tanımlamaktadır.


  • 1958 New York Konvansiyonu: Türkiye'nin taraf olduğu bu sözleşme, uluslararası tahkim kararlarının taraf devletlerde tanınması ve tenfizi bakımından bağlayıcıdır. TIAC'ın milletlerarası faaliyetlerinde bu hükümlere uyum esas alınacaktır.


Ayrıca, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar, kanun hükmünde olduğundan, TIAC'ın uluslararası geçerliliği güvence altına alınmaktadır.


Bu düzenleme ile Merkezin İslam hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde alternatif bir uyuşmazlık çözüm modeli sunması, hukuken meşru ve uygulanabilir hale gelmektedir.



Madde 3 – Merkezin Amacı

Merkezin amacı; özel hukuk ve ticari nitelikteki uyuşmazlıkların, tarafların serbest iradesine dayalı olarak ve İslam hukuku esaslarına uygun şekilde tahkim ve arabuluculuk yoluyla, hızlı, adil, bağımsız ve gizlilik esaslarına uygun biçimde çözülmesini sağlamaktır. Ayrıca, tahkim kültürünün yaygınlaştırılması, İslam hukuku çerçevesinde uyuşmazlık çözümü alanında eğitim, seminer ve yayın faaliyetlerinde bulunmak da merkezin görev ve yetkileri arasındadır.



Gerekçe:

Bu madde ile Türkiye İslam Tahkim Merkezi'nin kuruluş amacı ve faaliyet alanları somut şekilde belirlenmektedir.


Hukuki Dayanak ve İhtiyaç:

6100 sayılı HMK, tarafların serbest iradesi ile tahkim yöntemini seçebileceğini öngörmekte (m. 408) ve

tahkimin hız, esneklik ve uzmanlık avantajlarına vurgu yapmaktadır. Ancak Türkiye'de İslam hukuku esaslarına göre faaliyet gösteren kurumsal bir tahkim yapısı mevcut değildir. Bu eksiklik, sosyal hayatın, ticari hayatın gelişmesi ve tarafların dini hassasiyetlerine uygun çözüm arayışları açısından önemli bir boşluk doğurmaktadır.


İslam Hukuku Açısından:

Tahkim (ḥakamiyya) İslam hukukunda meşru ve teşvik edilen bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Hz. Peygamber devrinden itibaren yaygın olarak uygulanan tahkim, Kur'an-ı Kerim'in Nisâ suresi 35. ayeti başta olmak üzere, sünnet ve klasik fıkıh kaynaklarında açıkça düzenlenmiştir. Tahkimde tarafların serbest iradesi ve adil, ehil kişilerce çözüm sağlanması esas kabul edilmiştir.

Uygulama Açısından:

Madde, merkezin sadece uyuşmazlık çözümü değil; aynı zamanda tahkim ve arabuluculuk kültürünün geliştirilmesi, eğitsel ve akademik faaliyetlerle bu alana katkı sağlama görevini de üstlenmesini öngörmektedir. Benzer şekilde:


  • ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi)


  • DIAC (Dubai International Arbitration Centre)


  • MSAC (Malaysia Shariah Arbitration Centre)


gibi kuruluşlar da bu tür faaliyetleri üstlenmektedir.


Bu yönüyle Merkez, hukuki bir tahkim kurumu olmanın ötesinde, tahkim kültürünün gelişmesi ve İslami usullerle uyuşmazlık çözümü anlayışının kurumsallaşması yönünde bir misyon üstlenecektir.



Madde 4 – Merkezin Yapısı

Merkez; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Tahkim Divanı, Denetim Kurulu ve gerekli görülen diğer birimlerden oluşur. Merkez bünyesinde İslam hukuku uzmanı akademisyen ve hukukçulardan oluşan Danışma Kurulu oluşturulur. Organların görev, yetki ve çalışma usulleri uygulama yönetmeliğinde düzenlenir.



Gerekçe:

Bu madde ile merkezin organizasyon yapısı ve ana organları belirlenmektedir.


Hukuki Dayanak:

6100 sayılı HMK ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, tahkim merkezlerinin organizasyon yapısını doğrudan düzenlememektedir. Ancak taraf iradesine bırakılan bu alanda, kurumun işleyişi açısından şeffaf, hesap verebilir ve uzmanlaşmış organlara sahip olması hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından zorunludur.


Uluslararası ve Ulusal Örnekler:

ISTAC, DIAC ve MSAC gibi tahkim merkezlerinde Yönetim Kurulu, Divan ve Danışma Kurulları benzer şekilde yapılandırılmıştır.

Bu yapılanmada:


  • Genel Kurul: Merkezin en üst karar organıdır.


  • Yönetim Kurulu: İdari ve mali yönetimi yürütür.

  • Tahkim Divanı: Tahkim uyuşmazlıklarını ve hakem atamalarını organize eder.


  • Denetim Kurulu: Mali ve idari denetim yapar.


  • Danışma Kurulu: İslam hukuku alanında uzman akademisyen ve hukukçulardan oluşur. Merkezin faaliyetlerinin İslam hukuku esaslarına uygunluğunu gözetir, uygulama ve etik kuralların hazırlanmasında görüş bildirir.


İslam Hukuku Açısından:

Tahkim kurumunun karar organlarında ve danışma süreçlerinde fıkıh bilgisine sahip ehil kişilerin bulunması, İslam hukuku açısından gereklidir. Nitekim klasik fıkıh literatüründe, hakemlerin ve danışmanların  fıkıh  bilgisi, adalet  ve ehliyet  şartlarına sahip  olması gerektiği  belirtilmiştir. Bu nedenle Danışma Kurulu, hem usuli hem içerik denetimi açısından önemli bir yapı olarak düzenlenmiştir.


Uygulama Açısından:

Bu madde ile Merkezin kurumsal yapısı, işleyiş şeffaflığı, denetim mekanizmaları ve İslam hukuku ilkelerine uygunluğu sağlanarak, uygulamada doğabilecek belirsizliklerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.



Madde 5 – Tahkim Usulü

Merkez nezdinde görülecek tahkim yargılamalarında, tarafların anlaşması esas alınır. Taraflar, tahkim sözleşmesi veya tahkim şartı ile uygulanacak usul kurallarını, uygulanacak maddi hukuku ve hakemleri serbestçe belirleyebilirler. Tarafların usul veya maddi hukuk seçimi yapmamaları hâlinde; Merkez Tahkim Divanı’nın uygun gördüğü usul kuralları ve İslam hukuku prensipleri uygulanır.



Gerekçe:

Bu madde ile Merkez nezdindeki tahkim yargılamalarında uygulanacak usulün belirlenmesi amaçlanmaktadır.


Hukuki Dayanak:

6100 sayılı HMK m. 412, tarafların tahkim usulünü serbestçe kararlaştırabileceklerini açıkça düzenlemekte, usul belirlenmediğinde ise hakem veya hakem kuruluna takdir yetkisi tanımaktadır. Aynı anlayış 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 8'de de benimsenmiştir.


Bu taslakta, Merkez Tahkim Divanı’nın yetkilendirilmesi, merkezin kurumsal yapısı ve uzmanlaşmış tahkim pratiği çerçevesinde, tarafsız, hızlı ve İslam hukukuna uygun çözümler üretmesi bakımından isabetlidir.


İslam Hukuku Açısından:

Tahkimde esas olan tarafların serbest iradesi ve belirlediği hükümlerdir. İslam hukukunda da tarafların uyuşmazlığı hangi usul ve esasla çözeceklerini belirleme hakkı vardır. Eğer bir belirleme yapılmamışsa, hakem veya tahkim divanı, şer’i kaidelere uygun, maslahat ve hakkaniyete dayalı bir çözüm üretmekle mükelleftir.


Uygulama Açısından:

Bu madde ile:


  • Tarafların usul ve hukuk seçimi yapabilmesi,


  • Seçim yapılmadığında Merkez'in iç tahkim kurallarını ve İslam hukukunu uygulama yetkisi

net ve bağlayıcı biçimde düzenlenmiş olmaktadır.


Bu yöntem, uluslararası örneklerde de (ICC, DIAC, MSAC vb.) uygulanan bir sistemdir.



Madde 6 – Uygulanacak Hukuk

Taraflar, tahkim anlaşması veya sözleşmesi ile uygulanacak maddi hukuku serbestçe belirleyebilirler. Tarafların böyle bir belirleme yapmamış olması hâlinde, Merkez Tahkim Divanı tarafından uyuşmazlığa İslam hukukunun temel kaynakları ve İslam hukuku prensipleri uygulanır.



Gerekçe:

Bu madde ile Merkez nezdinde çözümlenecek uyuşmazlıklarda uygulanacak maddi hukuk rejimi belirlenmektedir.


Hukuki Dayanak:

HMK m. 412 ve 4686 sayılı Kanun m. 8/1, tarafların uygulanacak hukuku belirleme serbestisini tanımakta, belirleme yapılmamışsa hakem veya kurulun ilgili uyuşmazlığa en uygun hukuku tespit etmesini öngörmektedir.


Bu düzenleme, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 24-28

hükümleriyle de örtüşmektedir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda tahkimde taraflar, uyuşmazlığı hangi hükme göre çözeceklerine karar verebilirler. Belirleme yapılmamışsa, hakem, İslam hukuku kaynakları olan Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas çerçevesinde karar verir.


Bu taslakta, taraf iradesi esas alınmakta, ancak belirsizlik durumunda Merkez Tahkim Divanı'nın İslam hukuku prensiplerini uygulaması öngörülerek merkezin kurumsal kimliği ve misyonuyla uyum sağlanmaktadır.


Uygulama Açısından:

Bu düzenleme sayesinde:


  • Taraf iradesine öncelik tanınmakta,


  • Belirsizlik durumunda İslam hukukuna dayalı karar verilmesi güvence altına alınmakta,


  • Uygulamada tereddüt yaşanmaması adına yetki ve yöntem açık şekilde belirlenmektedir.


Bu model, hem şeffaflığı hem hukuki güvenliği sağlayacak niteliktedir.



İKİNCİ BÖLÜM

Tahkim Usulü ve Yetki Kuralları



Madde 7 – Hakemlerin Belirlenmesi

  1. Taraflar, tahkim anlaşması veya sözleşmesi ile tahkim yargılamasında görev alacak hakemleri serbestçe belirleyebilirler.

  2. Tarafların hakemleri belirleyememesi veya belirledikleri usulün uygulanamaması hâlinde, Merkez Tahkim Divanı tarafından, tarafların eşitliği, uyuşmazlığın niteliği, tahkim sözleşmesi ve İslam hukuku kuralları göz önünde bulundurularak hakem veya hakem kurulu atanır.

  3. Merkez Tahkim Divanı tarafından atanacak hakemlerin, İslam hukuku alanında ehil ve yeterli bilgiye sahip olması esastır.



Gerekçe:

Bu madde ile, tahkim yargılamasında hakemlerin nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.


Hukuki Dayanak:

HMK m. 416 ve 4686 sayılı Kanun m. 7'de tarafların hakemleri serbestçe belirleyebileceği, belirleyememeleri durumunda mahkeme veya yetkili kurumun hakem atayacağı belirtilmiştir. Burada, Merkez'in kendi Divanı'na bu yetkinin verilmesi, kurumsal tahkim uygulaması gereği isabetlidir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda hakem, tarafların ortak rızasıyla belirlenir. Taraflar uzlaşamazsa, ehil ve adaletli bir kişi (veya kurul)  toplumun öncüsü  veya yetkili  bir merci  tarafından belirlenir. Burada Divan'ın, İslam hukuku bilgisi ve ehliyeti araması, adalet ve hakkaniyet prensipleriyle birebir örtüşmektedir.


Uygulama Açısından:

Bu düzenleme ile:


  • Taraf iradesi esas alınmakta,


  • Uyuşmazlık hâlinde Merkez'in müdahalesi öngörülmekte,


  • Seçilecek hakemlerin İslam hukuku bilgisi açısından ehil olması şart koşulmakta,


  • Böylece tahkim sürecinin hem usulen hem içerik olarak doğru yürütülmesi garanti altına alınmaktadır.


Bu model, tarafların eşitliği, uyuşmazlığın mahiyeti ve tahkim anlaşmasına bağlılık ilkelerini somut şekilde teminat altına alır.



Madde 8 – Hakemlerin Görev Süresi ve Görev Süresinin Uzatılması

  1. Tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun görevi, tahkim anlaşması veya sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, tahkim yargılamasına başlanmasından itibaren en geç 3 ay içinde karara bağlanır.

  2. Tarafların ortak rızasıyla veya Merkez Tahkim Divanı’nın talebi üzerine bu süre, uyuşmazlığın niteliğine göre en fazla 3 ay daha uzatılabilir.

  3. Bu süreler, tahkim yargılamasının makul sürede ve gecikmeksizin tamamlanmasını temin etmek amacıyla düzenlenmiştir.



Gerekçe:

Bu maddeyle, tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun görev süresi belirlenmekte ve bu sürenin ne şekilde uzatılabileceği düzenlenmektedir.


Hukuki Dayanak:

HMK m. 427, hakemlerin görev süresini 1 yıl olarak belirleyip, tarafların kararlaştırması ve mahkeme

onayıyla uzatılabileceğini öngörmektedir.


4686 sayılı Kanun m. 10 ise benzer biçimde sürelere yer vermektedir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda davaların gereksiz gecikmeye mahal bırakılmadan ve hakkaniyetli bir sürede sonuçlandırılması esastır. Uyuşmazlıkların uzamasının taraflar açısından zarar doğurması ve hakkaniyeti zedelemesi sebebiyle makul bir süre belirlenmesi uygun ve gereklidir.


Uygulama Açısından:

Bu düzenlemeyle:


  • Sürecin gereksiz uzaması önlenmekte,


  • Tarafların belirsizlik içinde bırakılması engellenmekte,


  • Divan'ın, sürenin uzatılması hususunda denetim yetkisi sağlanmakta,


  • Tahkim yargılamasının süratli, etkili ve İslam hukuku prensiplerine uygun şekilde yürütülmesi garanti altına alınmaktadır.


Ayrıca, taraf iradesiyle ve Merkez'in takdiriyle esnek bir uzatma düzenlemesi öngörülerek, uygulamada ihtiyaç doğuracak istisnai durumlar da kapsanmıştır.



Madde 9 – Tahkim Yargılamasında Uygulanacak Hukuk

  1. Taraflar, tahkim sözleşmesi veya tahkim anlaşmasında, uyuşmazlığa uygulanacak hukuku serbestçe belirleyebilirler.

  2. Tarafların bu konuda bir tercih belirtmemesi hâlinde, uyuşmazlık Merkez Tahkim Divanı tarafından, uyuşmazlığın niteliği, tarafların tabi olduğu hukuk düzenleri, tahkim anlaşması ve İslam hukuku prensipleri göz önünde bulundurularak karara bağlanır.

  3. Tahkim yargılaması boyunca kamu düzenine ve emredici İslam hukuku kurallarına aykırı karar verilemez.



Gerekçe:

Bu madde ile tahkimde hangi hukukun uygulanacağı, taraf iradesi, Merkez'in yetkisi ve kamu düzeni sınırları belirlenmiştir.


Hukuki Dayanak:

HMK m. 24 ve 4686 sayılı Kanun m. 5'te tarafların uygulanacak hukuku seçme hakkı tanınmıştır. Seçilmemişse, uyuşmazlığın en sıkı ilişkili olduğu hukuk uygulanır.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, tarafların aralarında hangi hüküm ve prensiplerle anlaşacaklarını belirleme hakkı vardır (akdi özgürlük). Ancak bu serbesti, İslam'ın kamu düzeni kabul ettiği kurallar (faiz yasağı, ticaretin dürüstlüğü, haksız kazancın önlenmesi gibi) ile sınırlıdır.


Bu sebeple taraf iradesi esas alınmakta, tercih yoksa İslam hukuku ve uyuşmazlığın mahiyetine göre karar verilmesi düzenlenmektedir.


Uygulama Açısından:

Bu maddeyle:

  • Tarafların hukuk seçme hakkı garanti altına alınmakta,


  • Seçim yoksa Divan'a hakemlik görevi verilip uyuşmazlığa en uygun hukuk tespit edilmesi sağlanmakta,


  • Kamu düzenine ve emredici İslami kurallara aykırılığın önüne geçilmektedir.


Böylece, tahkim yargılamasının hem uluslararası hem yerel hukukta kabul görecek, hem de İslam hukukuna uygun sonuçlar doğurması temin edilmiştir.



Madde 10 – Tahkim Kararının Niteliği ve Bağlayıcılığı

  1. Hakem veya hakem kurulu tarafından verilen karar, taraflar açısından nihai ve bağlayıcıdır.

  2. Tahkim kararı, Merkez Tahkim Divanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girer ve icra edilebilir hâle gelir.

  3. Taraflar, tahkim kararına karşı ancak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde sınırlı sebeplerle iptal davası açabilirler.

  4. Tahkim kararları, kesin hüküm gücüne sahiptir ve taraflar açısından bağlayıcı olup, karar verildikten sonra aynı uyuşmazlık hakkında dava açılamaz.



Gerekçe:

Bu maddeyle, tahkim kararlarının hukuki niteliği, bağlayıcılığı ve kesin hüküm etkisi düzenlenmiştir.


Hukuki Dayanak:

4686 sayılı Kanun m. 15 ve HMK m. 436'da tahkim kararlarının bağlayıcı ve nihai olduğu, iptal sebeplerinin sınırlı tutulduğu belirtilmiştir. Tahkim yargılaması, kamu düzeni ihlali ve usul eksikliği dışında denetime tabi değildir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda hakem kararı, tarafların rızası ile belirlenen ehil kimselerin verdiği bağlayıcı bir hükümdür. Taraflar,   hakem kararıyla   bağlıdır ve   karara uymakla   yükümlüdür.


Ancak, açık bir şer'î hata veya kamu düzenine aykırılık varsa, yeniden gözden geçirilebilir.


Uygulama Açısından:

Bu düzenlemeyle:


  • Tahkim kararlarının nihai ve bağlayıcı olduğu,


  • Divan'ın onayıyla resmiyet ve icra kabiliyeti kazandığı,


  • İptal davasının sınırlı sebeplerle mümkün olduğu,


  • Kesin hüküm etkisinin açıkça belirtildiği sistematik bir yapı kurulmuştur.


Bu sayede tahkim kararlarının etkili ve uygulanabilir olması sağlanmakta, kararlar karşısında hukuki güven ortamı oluşturulmakta ve yargılamanın sürüncemede kalması önlenmektedir.



Madde 11 – Tahkim Kararının İcrası

  1. Kesinleşen tahkim kararı, Merkez tarafından düzenlenecek “Tahkim Kararı İcra Belgesi” ile

birlikte icra takibine konu edilebilir.

  1. Tahkim kararı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca ilam hükmünde sayılır.

  2. Merkez, tahkim kararlarının infazına ilişkin işlemleri takip ve koordine eder; tarafların başvurusu üzerine ilgili belgeleri hazırlar.

  3. Taraflar, tahkim kararının icrası için ilgili icra müdürlüğüne başvurabilir. Tahkim kararı, Divan onayı ve Merkez belgesiyle birlikte ilamlı icra takibine konu edilebilir.



Gerekçe:

Bu maddeyle, tahkim kararlarının nasıl icra edileceği, Merkez'in bu süreçteki yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir.


Hukuki Dayanak:

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 15 ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 38'e göre, kesinleşmiş tahkim kararları mahkeme ilamı gibi icra edilir. Bu düzenlemeyle, Merkez tahkim kararlarını infaz sürecine hazırlayacak ve icraya elverişli hâle getirecektir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, hakem kararı bağlayıcı nitelikte olup, uygulanması zorunludur. Tarafların karara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde, kararın infazı meşru kabul edilir. Tahkim kararları, tarafların rızasıyla verilmiş olduğundan mahkeme kararları gibi sonuç doğurur.


Uygulama Açısından:

Bu düzenleme ile:


  • Tahkim kararının Divan onayı ve Merkez belgesiyle ilam hükmünde olacağı,


  • İcra müdürlüğüne başvuru usulü,


  • Merkez'in infaz sürecindeki koordinasyon ve belge düzenleme rolü netleştirilmiştir.


Böylece taraflar açısından hızlı ve güvenilir bir tahkim icra mekanizması sağlanmış olacak, mahkemeye başvuru süreci aradan kaldırılarak tahkimin pratik değeri artırılacaktır.



Madde 12 – Tahkim Kararının İptali

  1. Taraflar, kesinleşmiş tahkim kararının iptali için yalnızca 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen sınırlı sebeplerle yetkili mahkemeye başvurabilir.

  2. İptal davası, tahkim kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde açılır.

  3. İptal sebepleri şunlardır:

    1. Tahkim anlaşmasının geçersizliği,

    2. Hakem heyetinin yetkisizliği,

    3. Usul kurallarına ciddi aykırılık,

    4. Kararın kamu düzenine veya emredici İslam hukukuna açık aykırılığı,

    5. Kararın dayanağının bulunmaması ya da İslam hukukunda geçerli olmayan bir hükme dayanması.

  4. İptal davasının reddi hâlinde, tahkim kararı kesinleşir ve icra edilebilir.



Gerekçe:

Bu madde, tahkim kararlarının hangi durumlarda ve hangi mahkemelerde iptal edilebileceğini düzenlemektedir.

Hukuki Dayanak:

4686 sayılı Kanun m. 15 ve HMK m. 439'da iptal davasının süresi ve sebepleri sınırlı tutulmuş, tahkim kararlarının geniş bir denetime tabi tutulmaması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile tahkim yargılamasının etkinliği korunur.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda da hakem kararları, ancak açık bir hata, kamu düzenine veya şer'î hükümlere aykırılık, yetki aşımı gibi sebeplerle iptal edilebilir. Akdi irade ve tahkim usulüne aykırı işlemler geçersiz sayılır.


Uygulama Açısından:

Bu düzenleme ile:


  • Tahkim kararının yalnızca sınırlı ve objektif sebeplerle iptal edilebileceği,


  • İptal süresi, başvuru şekli ve yetkili mahkeme belirlendiği,


  • Kamu düzenine ve İslami emredici hükümlere aykırılığın iptal sebebi olduğu açıkça belirtilmiştir.


Bu da hem hukuki güvenliği sağlar hem de İslami prensiplere uygunluğu garanti altına alır.



Madde 13 – Tarafların Yükümlülükleri

  1. Taraflar, tahkim sürecine katılmayı kabul ettikleri andan itibaren, sürecin her aşamasına dürüstlük ve iyi niyetle katılmak zorundadırlar.

  2. Taraflar, tahkim kuralları, usul kuralları ve hakemlerin belirlediği süreler doğrultusunda hareket etmelidir.

  3. Taraflar, hakemlerin taleplerine uygun şekilde gerekli belgeleri zamanında sunmakla yükümlüdür.

  4. Taraflar, her türlü işlem ve karar için Merkez’e gerekli harçları ve ücretleri ödemekle yükümlüdür.

  5. Tarafların yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, Merkez, bu durumun doğurduğu zararın giderilmesi için taraflara ek ücret yükleyebilir veya tahkim sürecini durdurabilir.



Gerekçe:

Bu madde, tarafların tahkim sürecindeki yükümlülüklerini düzenler. Tarafların sorumlulukları, sürecin etkinliği ve güvenliği açısından önemlidir.


Hukuki Dayanak:

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 10 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 414, tarafların iyi niyetle ve dürüstlükle hareket etmesini istemektedir. Bu düzenleme, tahkimdeki tarafların birbirlerine ve hakem heyetine olan yükümlülüklerini netleştirir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, tarafların adil bir şekilde hareket etmeleri, doğru beyanlarda bulunmaları ve birbirlerine karşı dürüst olmaları beklenir. İslam'ın adalet ve doğruyu savunma anlayışı, tahkimde de geçerli bir prensiptir.


Uygulama Açısından:


  • Tarafların dürüstlük ve iyi niyetle davranmaları gerektiği vurgulanarak, sürecin şeffaflık ve güvenlik içinde ilerlemesi sağlanır.

  • Taraflar, hakem heyetinin taleplerini yerine getirme yükümlülüğüyle, sürecin tıkanmaması için düzeni korurlar.


  • Tahkim ücretlerinin ödenmesi, sürecin finansal düzenini sağlayarak işlemlerin aksaksız bir şekilde devam etmesini temin eder.



Madde 14 – Tahkim Usulüne Aykırılığın Sonuçları

  1. Taraflardan birinin, tahkim usulüne aykırı hareket etmesi durumunda, bu durum Merkez tarafından değerlendirilecek ve gerekirse tahkim süreci durdurulacaktır.

  2. Aykırılık, tarafın kararlarına etkili bir şekilde katılımını engellemişse, bu durum Merkez tarafından geçici olarak müdahale edilerek düzeltilir.

  3. Taraflardan birinin, tahkim kararına karşı usulüne uygun itirazda bulunması hâlinde, itirazın Merkez tarafından incelenmesi ve gerekli işlemlerin yapılması sağlanır.

  4. Eğer taraf, tahkim sürecini kasıtlı olarak engellerse veya süreci manipüle etmeye çalışırsa, Merkez, o taraf aleyhine yaptırım uygulayabilir. Bu yaptırım, tahkim sürecinin hızlandırılması veya ek masraflar yüklenmesi şeklinde olabilir.



Gerekçe:

Bu madde, tahkim usulüne aykırı hareket eden tarafların yaptırımlarını düzenlemektedir. Usule uygun hareket edilmesi, tahkim sürecinin sağlıklı işlemesi için esastır.


Hukuki Dayanak:

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 16 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 420, tarafların tahkim sürecine uygun hareket etmeleri gerektiğini belirtir. Aykırılık durumunda, itirazlar ve başvurular düzenlenir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda da yalan, hile veya tahkim sürecini kasıtlı olarak engelleme gibi fiiller, kötü ahlaka ve adaletsizliğe yol açtığı için hoş karşılanmaz. Her iki tarafın da haklarının korunması esastır.


Uygulama Açısından:


  • Usule aykırılık durumunda, Merkez'in müdahale etmesi ve süreci düzelten adımlar atması, tahkimdeki adaletin sağlanmasını temin eder.


  • Yaptırımlar, tarafların süreci manipüle etmemelerini sağlamak ve tahkim usulünün işlerliğini korumak için gereklidir.


  • Yaptırım uygulama yetkisi, Merkez'e tahkim sürecinde disiplin ve düzeni sağlama imkânı tanır.



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Finansman ve Denetim



Madde 15 – Merkez’in Finansman Kaynakları

  1. Türkiye İslam Tahkim Merkezi, tahkim ve arabuluculuk hizmetlerinden elde edilen ücretler, bağışlar, sponsorluklar, eğitim ve seminerlerden sağlanan gelirlerle finansmanını sağlar.

  2. Merkez, gelirlerinin büyük bir kısmını tahkim ve arabuluculuk hizmetlerinden elde eder.

Ancak, Merkez'in faaliyetlerini sürdürebilmesi için özel ve kamu sektöründen sağlanan bağışlar ve sponsorluklar da önemli bir gelir kaynağıdır.

  1. Merkez, elde edilen gelirleri yalnızca faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve merkezi fonksiyonlarını yerine getirmek amacıyla kullanır.

  2. Merkez, gelirlerin doğruluğu ve şeffaflığını sağlamak için her yıl bağımsız denetimlerden geçirilir.

  3. Merkez’in finansal yapısı ve harcamalarına ilişkin yıllık raporlar, Genel Kurul’a sunulur ve kamuoyuyla paylaşılır.



Gerekçe:

Bu madde, Merkez'in finansal kaynaklarını ve nasıl finanse edileceğini belirler. Sağlam bir finansal yapının oluşturulması, Merkez'in sürdürülebilirliğini sağlamak ve faaliyetlerinin şeffaflığını temin etmek için önemlidir.


Hukuki Dayanak:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 56, derneklerin finansal kaynaklarını düzenler. Ayrıca, Dernekler Kanunu m. 9, derneklerin gelir elde etme yollarını belirler. Bu çerçevede, tahkim ve arabuluculuk hizmetlerinin yanı sıra bağışlar ve sponsorluklar gibi alternatif gelir kaynaklarının kullanılması, yasal çerçeveye uygundur.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukuku, haram kazançları yasaklarken, helal ve meşru yollarla gelir elde edilmesini teşvik eder. Merkez'in gelir kaynaklarının İslam hukuku prensiplerine uygun olması ve sadece merkezi faaliyetler için kullanılması gerekmektedir.


Uygulama Açısından:


  • Merkez'in finansman yapısının belirlenmesi, sürecin uzun vadede devamlılığını ve mali istikrarını sağlayacaktır.


  • Bağımsız denetim, Merkez'in mali şeffaflığını artırarak güven oluşturur.


  • Yıllık raporların kamuoyuyla paylaşılması, Merkez'in faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde denetlenmesini temin eder.



Madde 16 – Denetim ve Şeffaflık

  1. Türkiye İslam Tahkim Merkezi, her yıl bağımsız bir denetim firması tarafından mali açıdan denetlenir.

  2. Denetim raporları, hem Merkez’in üyeleri hem de kamuoyu ile paylaşılır.

  3. Merkez’in finansal işlemleri, ulusal ve uluslararası muhasebe standartlarına uygun olarak yürütülür.

  4. Merkez, her yıl belirli periyotlarla mali rapor hazırlayarak Genel Kurul’a sunar.

  5. Merkez’in faaliyetlerinin denetimi, Genel Kurul tarafından denetim komitesine devredilebilir.



Gerekçe:

Denetim, Merkez'in mali yapısının doğruluğunu ve şeffaflığını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bağımsız bir denetim mekanizması, Merkez'in güvenilirliğini artırır ve kamuoyu nezdinde itibar kazanmasını sağlar.


Hukuki Dayanak:

Dernekler Kanunu m. 20, derneklerin denetimini düzenler. Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397-409, şirketlerin mali denetimini belirler. Merkez, denetim süreçlerini uygun şekilde uygulayarak mali şeffaflık sağlamalıdır.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, malın doğru şekilde yönetilmesi ve şeffaflık esastır. Haram kazançlardan kaçınılması gerektiği gibi, faaliyetlerin doğru ve dürüst bir şekilde yürütülmesi de önemlidir. Denetim, bu ilkelerin uygulanmasını temin eder.


Uygulama Açısından:


  • Bağımsız denetim, Merkez'in finansal raporlarının doğruluğunu teyit eder ve şeffaflığını artırır.


  • Mali raporların düzenli olarak paylaşılması, güvenilirlik ve hesap verebilirlik açısından önemlidir.


  • Genel Kurul'a sunulacak raporlar ve denetim sonuçları, Merkez'in toplumla olan ilişkilerini sağlamlaştırır.



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yürürlük ve Yürütme



Madde 17 – Yürürlüğe Giriş

  1. Bu Kanun, Türkiye İslam Tahkim Merkezi’nin kuruluşunun onaylanması ile birlikte, Genel Kurul tarafından kabul edilen tarih itibarıyla yürürlüğe girer.

  2. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, Merkez’in kuruluş faaliyetlerinin başlatılabilmesi için gerekli hazırlıklar ve ön düzenlemeler yapılabilir. Ancak, Merkez’in faaliyetlerine ve tahkim süreçlerine başlanabilmesi için bu Kanunun yürürlüğe girmesi gerekmektedir.

  3. Yürürlük tarihi, Merkez’in faaliyet gösterdiği coğrafi alana göre Türkiye Cumhuriyeti yasalarına ve uluslararası sözleşmelere uygun şekilde belirlenir.



Gerekçe:

Bu madde, Türkiye İslam Tahkim Merkezi Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin şartlarını ve tarihini belirler. Yürürlük tarihi, Merkez'in faaliyete geçişini ve tahkim süreçlerinin başlatılmasını temin eder.


Hukuki Dayanak:


  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1, kanunların yürürlüğe girişini düzenler.


  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 407-444, tahkim ile ilgili hükümler hakkında belirli usuller getirir ve bu usullere uygun şekilde tahkim süreçlerinin işlemesi gerektiğini belirtir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, bir kanunun yürürlüğe girmesi ve uygulanması, tarafların hukuki güvenliğini ve düzeni sağlamaya yöneliktir. Bu madde, Merkez'in işleyişini İslam hukuku çerçevesinde düzenlemiş olur.


Uygulama Açısından:


  1. Merkez'in faaliyetlerinin başlaması, yasal onayın ve kuruluşun gerçekleştirilmesiyle mümkün olacaktır.

  2. Merkez'in işleyişinin yasal çerçeveye uygun başlatılabilmesi, hem iç hem dış hukuk kurallarına uygun hareket edilmesini sağlar.



Madde 18 – Yürütme

  1. Bu Kanun hükümleri, Türkiye İslam Tahkim Merkezi Yönetim Kurulu tarafından yürütülür.

  2. Yönetim Kurulu, bu Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde Merkez’in işleyişine dair gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür.

  3. Yönetim Kurulu, Merkez’in faaliyeti sırasında karşılaşılan her türlü hukuki, idari ve mali sorunları çözmek için ilgili birimler ve organlarla koordineli çalışır.

  4. Kanun hükümleri çerçevesinde, Merkez’in faaliyetlerinin verimli ve etkili şekilde yürütülmesi için gerekli bütün iç düzenlemeler, kurallara uygun olarak yönetim tarafından belirlenir.



Gerekçe:

Bu madde, Kanun'un uygulanmasından sorumlu organı ve yönetim yetkilerini tanımlar. Yönetim Kurulu, Merkez'in faaliyeti sırasında karşılaşılan tüm idari ve mali sorunları çözerek Merkez'in düzenli işleyişini sağlar.


Hukuki Dayanak:


  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 56, derneklerin yönetim ve yürütme organlarını düzenler.


  1. Dernekler Kanunu m. 19, derneklerin yönetim kurullarına atıfta bulunur ve işleyişi belirler. Bu çerçevede, Yönetim Kurulu Merkez'in işleyişinde kritik bir role sahiptir.


İslam Hukuku Açısından:

İslam hukukunda, yöneticilerin adaletli ve doğru kararlar alması gerektiği vurgulanır. Yönetim Kurulu, Merkez'in hukuki ve mali işlemlerini doğru bir şekilde yürüterek İslam hukuku ilkelerine uygun davranır.


Uygulama Açısından:


  1. Yönetim Kurulu, Merkez'in tüm faaliyetlerini koordine eder ve gerektiğinde iç düzenlemeleri yaparak yasal çerçevede işleyişi sağlamakla yükümlüdür.


  1. Yürütme organının etkin çalışması, Merkez'in hukuk düzenine ve kamu güvenine uygun bir şekilde faaliyet göstermesini temin eder.

bottom of page